image Mustafa Güler
CHP’de Ayrılmanın Maliyeti

Yazı Tarihi : 23.06.2026
 E-Mail :

 
 
CHP'de uzun süredir devam eden tartışmalar artık yalnızca bir parti içi görüş ayrılığı olmaktan çıkmış, yeni parti kurma, kopuş ve ayrışma senaryolarının açıkça konuşulduğu bir döneme dönüşmüştür.
Kimi çevreler ayrılığı bir çıkış yolu olarak görürken, kimileri bunun CHP'yi zayıflatacağını savunmaktadır.
Ancak tartışmanın merkezinde yeterince konuşulmayan çok önemli bir soru vardır:
Ayrılanlar gerçekten neyi götürecek, geride ne bırakacak?
İlk bakışta cevap kolay gibi görünmektedir. Ayrılanlar milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe örgütlerinden bazı isimleri, belli bir seçmen desteğini ve medyada oluşan gündemi yanlarında götürebilirler.
Fakat siyasette taşınan yükler sadece insanlar ve makamlar değildir. Bazen görünmeyen yükler, görünenlerden çok daha ağır olur.
Bugün CHP'nin etrafında yalnızca siyasi tartışmalar bulunmuyor.
Kamuoyunda uzun süredir konuşulan iddialar, soruşturmalar, dava dosyaları ve etik tartışmalar da bulunuyor. Uşak'tan Antalya'ya, Manavgat'tan farklı belediyelere kadar uzanan çeşitli iddialar; Meclis'te unutulduğu öne sürülen para görüntüleri; parti üyelerinin yöneticilere para verdiklerini iddia eden açıklamaları; kongre süreçlerinde para ilişkileri kurulduğuna dair ileri sürülen söylemler ve benzeri birçok başlık halen kamuoyunun gündemindedir.
Bu iddiaların tamamı doğru mudur? Bunu söylemek için erkendir. Bunun kararını verecek olan siyasi taraflar değil, hukuk ve zaman olacaktır.
Ancak siyasetin işleyişinde başka bir gerçek daha vardır: Algılar ve siyasi hafıza.
İddiaların tamamı yanlış çıksa bile, yıllarca konuşulmuş olmaları siyasi bir maliyet üretir. İddiaların bir kısmı doğru çıkarsa bu maliyet daha da büyür.
İşte ayrılık tartışmalarında gözden kaçan nokta tam da budur.
Partiden ayrılanlar yalnızca yeni bir siyasi hareket kurmayacaklardır. Aynı zamanda bu tartışmaların gölgesini de yanlarında taşıyacaklardır.
Yeni kurulacak bir partinin karşısına ilk gün ekonomi, dış politika veya demokrasi soruları çıkmayabilir. Önce geçmiş sorulacaktır.
Kamuoyu önce yeni projeleri değil, eski tartışmaları konuşacaktır. Rakipler önce gelecek vaatlerini değil, geçmişte yaşananları gündeme getirecektir. Her mitingde, her televizyon programında, her seçim kampanyasında aynı sorular yeniden karşılarına çıkacaktır.
Bu durum ayrılanlar açısından son derece kaygan bir zemin oluşturabilir.
Çünkü bugün parti çatısı altında verilen savunmalar kurumsal bir zemine dayanırken, yarın herkes kendi siyasi pozisyonunu tek başına savunmak zorunda kalacaktır.
Kurumsal dayanışmanın yerini bireysel savunma alacaktır. Bu da hem siyasi hem de psikolojik olarak çok daha ağır bir yük anlamına gelir.
Ayrılığı savunanların üzerinde düşünmesi gereken konu yalnızca bugün elde edecekleri siyasi alan değildir. Asıl düşünmeleri gereken konu, yarın taşıyacakları siyasi bagajdır.
Dahası, ayrılık sonrasında ortaya çıkacak yeni hareket enerjisinin önemli bir bölümü siyaset üretmeye değil, geçmişi açıklamaya harcanabilir.
Sürekli savunma yapmak zorunda kalan siyasi hareketlerin büyümesi ise tarihte pek sık görülen bir durum değildir.
Öte yandan partide kalanların da rehavete kapılması doğru olmaz. Çünkü kişiler giderken tartışmaların tamamı gitmeyebilir.
Kurumların güvenilirliği ancak şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuk karşısında net tavır almakla korunabilir. Eğer ortada sorunlar varsa bunlarla yüzleşmek partide kalanların da sorumluluğudur.
Fakat ayrılık hesabı yapanların özellikle şu soruyu kendilerine sormaları gerekir:
Bugün yanımızda götürdüğümüz siyasi heyecan, yarın omuzlarımızda taşıyacağımız yükü karşılamaya yetecek mi?
Çünkü siyaset yalnızca seçim kazanma sanatı değildir. Aynı zamanda güven üretme sanatıdır. Güven ise yıllar içinde inşa edilir, ancak birkaç ay içinde kaybedilebilir.
CHP seçmeni tarihsel olarak etik konulara karşı son derece hassas bir seçmen kitlesidir. Geçmişte yaşanan bazı olayların onlarca yıl hafızalarda kalmasının nedeni de budur. Bu seçmen yalnızca iktidar hedefini değil, o hedefe hangi yöntemlerle yüründüğünü de önemser.
Bu nedenle bugün yaşanan tartışmalarda öfke ve heyecanın değil, akıl ve muhasebenin öne çıkması gerekir.
Ayrılık kararı verilecekse bunun maliyeti yalnızca sandalye hesabıyla ölçülemez.
Milletvekili sayıları değişebilir.
Belediye başkanları el değiştirebilir.
Teşkilatlar bölünebilir.
Ama siyasette en zor taşınan yük, toplumun zihninde oluşan şüphelerdir.
Bugün ayrılık çağrısı yapanlar da, buna karşı çıkanlar da dönüp şu soruya cevap vermelidir:
Ayrılırsak ne kazanacağız?
Ve daha önemlisi:
Beraberimizde neyi götüreceğiz?
Çünkü bazen siyasette asıl mesele ayrılmak değil, ayrıldıktan sonra taşınacak yükün ağırlığıdır.


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
  GÜNCEL
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 
 
 

 

Mersin Post | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Mersin Post basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA