Ahmet Kemal Tekin
Filler büyüktür ve Mide bulandırır.
Yazı Tarihi :
31.10.2026
E-Mail
:
Ben İstanbul kadar kalabalık ve karışık bir şehir olamadım yaşantım boyunca. Zaten o karmakarışık durumu anlasam, içselleştirsem büyük olasılıkla İstanbul'da kalır ve başka yol izlerdi yazın hayatım. Büyük karmaşayı şairlerden öğrendim. Bunların en önemlisi Enis Batur oldu.
Enis Batur ‘u okurken haliyle çevresi de dikkatimi çekti. Örneğin Hilmi Yavuz'u ilk gençlik hevesiyle bile olsa anlıyordum veya Özdemir İnce'yi de bunlar benim günlük yaşantımda da karşılığı iyi kötü olan hatta zaman zaman imgelem dünyamda yer aldı. Attila İlhan, Melih Cevdet Anday’ın dünyası da beni içine kendimce kolay kabul etti. Bunlara bugün ki aklımla baktığım da bir yabancı ekine ne denli uzak olduğum hâlâ usuma takılır kalır. Bunları lise hayatımla bile iyi kötü anladım. Ama tabii bunları daha sonra derinlemesine de keşfedecektim kendimce…
İşte, Cem Akaş’da Enis Batur çevresinde olmasıyla dikkatimi çekti. Böyle olmasının bir nedeni vardı elbette. Enis Batur benim yeni yeni girdiğim sanat tarihi, felsefe eğitiminin ve sosyoloji ile ilgisinin olması, bunları akademik düzeyde irdelemesi onun çevresindeki yazarlara da ilgilenmeme neden olmuştur. Enis Batur bu nedenle benim için epey önemlidir. Elbette diğer şairlerim yazarlarım da ilgilendi bu işlerle, her zaman bu bağlamda oldu yazılarım zaten, bilim, felsefe, görsel sanatlar vb. ama bu tam da sanat tarihinin ortasında bir yazındı benim için Enis Batur şiiri, yazıları.
Bu gösterişli dünya yazını çevresinde seyreden yazın çevresinde, zaman zaman yoğrusal sanatlar, zaman zaman az da olsa karşıma fotoğraf çıkıyordu. Anday’ın dünyasında kendimi birden Akdeniz’in içinde bulurken, Attila İlhan’da geçmiş şiirin çağdaş/çağcıl şiire dönüşümü, Hilmi Yavuz’da Doğu, Batı ikilemi, İkinci Yeni derken birden Cem Akaş’ın da içinde bulunduğu başka bir düzlem karşıma çıktı. Aslında ben onun yazınına epey mesafeliydim. Onun yazdığı Suç ve Ceza kitabını okumuştum bundan epey yıl önce, bu kitapta Dostoyevski ile arasındaki şiddetli bir devinim olduğunu fark ettim. Mesele belki dikkat çekmek, belki gerçekten böyle hissediyordu, yıllar sonra bile kitaptan bir tümce aklımdan çıkmadı: Filler büyüktür ve Mide bulandırır. Kitaptan yalnız bu tümce kaldı aklımda, niye bunu söyledi, kitabın devamı nasıldı, anımsamıyorum, affınıza sığınarak anlatamayacağım. Ama bu cümlenin bu denli belleğimde yer etmesinin insan belleği ile ilintili olduğunu anımsıyorum.
O yıllarda kimi şairlere ulaşmaya çalışırdım, haliyle de Enis Batur’a ulaşmaya çalıştım, aslında soracağım, çokça soracağım bir yazınla ilgili ilintim de yoktu, yalnız tuhaf olacak ama sırf meraktan, nasıl bu denli çok yönlü olduğunu meraktan ulaşmaya çalıştım. Bir gün internette gezerken, bir de baktım bir sitede Enis Bey’in e postası, yazsam mı yazmasam mı diye düşünürken yazayım ne olacak dedim, e postayı bir internet sitesinden edinmiştim.Bir dosyamla ilgili fikrini merak ediyordum, bendeki de epey enteresanmış, neden benim dosyamla ilgilensin ki, tabii ilgilenmedi. Bu internet sitesini de Cem Akaş hazırlamıştı, tabii ertesi gün e posta adresini kaldırdılar.
Cem Akaş ile son bağımsa, onun yazdığı 19 kitabı bağlamında oldu. Bu kitapta ham bir roman taslağı karşıma çıktı. Belki kendisi bunu ham bir roman taslağı olarak hazırlamadı, belki başka ereği vardı veya her zaman olduğu gibi yeni, deneysel bir betikle karşı karşıyaydım, devamını araştırmadım, araştırsam olurdu ama Cem Akaş belki bu kısacık yaşantısında karşılaştırmalı yazın için epey büyük bir tez alanı bıraktı zannımca, araştırmama nedenlerimden biri de bu oldu, şöyle bir karşılaştırmalı edebiyat öğrencisi için tez çıkar mı?
Cem Akaş ile üniversite yaşantımdan bir parça daha gitti aslında, pek uzakta olan bu yaşantım gittikçe azalıyor.