Mersin ekonomisinin köklü kurumlarında önemli yönetim değişimleri yaşandı.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Ticaret Borsası (MTB) ve Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ile Tarsus'un Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsasında yaşanan yönetim değişimleri, Mersin'in ekonomik geleceği açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan geçmişiyle MTSO, yüz yılı aşan birikimiyle MTB ve 1989 yılında Türkiye'nin ikinci deniz ticaret odası olarak kurulan MDTO, Mersin'in ekonomik gelişmesinde önemli roller üstlenmiş kurumlardır.
Bu üç kurumda yaşanan değişimin kendine özgü bir hikâyesi vardır.
Mersin Ticaret Borsasında 31 yıl başkanlık yapan Abdullah Özdemir, yeni bir seçim yarışına girmeden kendi iradesiyle görevini bırakmayı tercih etti. Deniz Ticaret Odasının kuruluşundan itibaren 37 yılı aşkın süre başkanlığını sürdüren Cihat Lokmanoğlu da kendi isteğiyle görevinden ayrıldı. MTSO'da ise mevcut başkan, yaşadığı hukuki sürecin ardından yapılan seçimde yerini yeni yönetime bıraktı.
Değişim yalnızca Mersin merkeziyle sınırlı kalmadı. İlimizin en büyük ilçesi, önemli tarım, sanayi ve ticaret merkezlerinden Tarsus'ta da iki köklü kurumun başkanları değişti. Tarsus Ticaret ve Sanayi Odasında Hasan Ruhi Koçak'ın yerine Kubilay Hıdıroğlu, Tarsus Ticaret Borsasında ise Mustafa Teke'nin yerine Veyis Avcı seçildi.
Böylece Mersin'in ekonomik hayatında önemli ağırlığı bulunan beş kurumda yeni bir yönetim dönemi başladı.
Mesele yalnızca başkanların değişmesi değildir. Asıl mesele, bu değişimin Mersin'in ekonomik geleceğini yönlendirecek ortak bir iradeye dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
İskeleden Dünya Ticaret Merkezine
Mersin, yaklaşık iki yüz yıl önce küçük bir iskele çevresinde gelişmeye başlayan, ticaretle büyüyen ve limanıyla zenginleşen bir kenttir.
Çukurova'nın tarımsal üretimi, Anadolu'nun iç bölgeleriyle kurduğu ilişkiler, demiryolu bağlantıları ve deniz ticareti, Mersin'i Doğu Akdeniz'in önemli ticaret merkezlerinden biri hâline getirmiştir.
Bugün dünya ticareti yeni bir dönüşüm yaşamaktadır. Geleneksel ticaret yolları değişirken yeni lojistik koridorlar, demiryolları, limanlar ve üretim merkezleri dünya ekonomisinin geleceğini yeniden şekillendiriyor.
Irak üzerinden geliştirilmesi öngörülen Kalkınma Yolu, Orta Koridor ve yeni demiryolu bağlantıları, Mersin'in coğrafi önemini daha da artırabilecek gelişmelerdir.
Dünyada ekonomik büyümenin yavaşladığı, ülkemizde ise ekonomik sıkıntıların daha derinden hissedildiği bir dönemde Mersin'in önünde yeni fırsatlar bulunmaktadır.
Ancak coğrafi üstünlük tek başına zenginlik yaratmaz. Bu üstünlüğü üretime, ticarete, istihdama ve toplumsal refaha dönüştürecek bir vizyona ihtiyaç vardır.
Mersin'in geleceğini yalnızca bugünkü liman kapasitesi, mevcut sanayi kuruluşları ve geleneksel tarımsal üretimi üzerinden değerlendiremeyiz.
Artık Mersin'i 2050 yılına taşıyacak ortak bir ekonomik yol haritası hazırlamanın zamanı gelmiştir.
Bu yol haritasının merkezinde limanlar, lojistik, tarım, tarıma dayalı sanayi, işleme tesisleri ve katma değerli ihracat bulunmalıdır.
Mersin yalnızca ürünlerin gelip geçtiği bir liman kenti olmaktan çıkmalı; ürünlerin toplandığı, işlendiği, değer kazandığı, depolandığı ve dünya pazarlarına yeniden dağıtıldığı uluslararası bir ticaret ve üretim merkezine dönüşmelidir.
Bunun dünyadaki başarılı örneklerinden biri Rotterdam'dır. Rotterdam yalnızca büyük bir liman değil, Avrupa'nın üretim, işleme, depolama ve dağıtım sisteminin önemli merkezlerinden biridir.
Mersin neden Doğu Akdeniz'in Rotterdam'ı olmasın?
Anadolu'nun, Irak'ın, İran'ın, Kafkasya'nın ve Orta Asya'nın üretim ve ticaret potansiyeli Mersin üzerinden Akdeniz'e ve dünya pazarlarına açılabilir.
Özellikle bakliyat, hububat, yağlı tohumlar ve diğer tarım ürünlerinde Mersin'in mevcut ticaret birikimi, yeni işleme sanayileriyle büyütülebilir.
Yalnızca ithalat ve ihracat yapan değil, ithal ettiği ham maddeleri işleyerek daha yüksek değerle yeniden ihraç eden bir Mersin ekonomisi kurulabilir. Bu dönüşüm yeni yatırımların, işletmelerin ve nitelikli istihdamın da önünü açacaktır.
Limanlar Mersin'in Geleceğinin Anahtarıdır
Mersin'in ekonomik hayatı liman odaklıdır. Limanın gelişmesi yalnızca deniz ticaretini değil, kentin sanayisini, tarımını, taşımacılığını ve istihdamını da doğrudan etkiler.
Bu nedenle mevcut Mersin Limanı'nın kapasitesinin geliştirilmesi, Taşucu ve Serbest Bölge Limanlarının ekonomik potansiyelinin değerlendirilmesi ve uzun yıllardır gündemde olan Ana Konteyner Limanı projesinin hayata geçirilmesi, Mersin 2050 Vizyonu'nun temel öncelikleri arasında olmalıdır.
Limanlar demiryollarıyla, organize sanayi bölgeleriyle, tarımsal üretim merkezleriyle ve uluslararası ticaret koridorlarıyla bütünleşmelidir.
Yenice'nin kara, demir, deniz ve hava ulaşımı bağlantıları bakımından taşıdığı potansiyel de bu bütünleşmenin önemli bir parçasıdır.
Mersin'in geleceği yalnızca daha fazla konteyner elleçlemek değildir. Asıl hedef, bu konteynerlerin taşıdığı ticaretten daha fazla ekonomik değer üretmektir.
TOBB'un Ekonomik Gücü Mersin'in Yatırımlarına Dönüşmelidir
Mersin merkez ve Tarsus'taki beş önemli oda ve borsanın ortak hareket etmesi, yeni dönemin en büyük kazanımlarından biri olabilir.
Bu kurumlar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) ekonomik ve kurumsal gücünü Mersin'in büyük yatırımlarına yönlendirecek ortak bir irade oluşturmalıdır.
Bunun en somut örneği, Mersin'in yıllardır beklediği Ana Konteyner Limanı olabilir.
TOBB'un, Mersin'deki oda ve borsaların, Mersin Büyükşehir Belediyesinin ve özel sektör yatırımcılarının katılımıyla kurulacak bir yatırım ortaklığı, gerekli yasal düzenlemeler ve izinler çerçevesinde bu limanın yapımını ve işletmesini üstlenebilir.
Böyle bir model, Mersin'in kendi ekonomik geleceğinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayabilir. Limandan doğacak ekonomik değerin bir bölümünün yeniden Mersin'in üretimine, sanayisine ve lojistik altyapısına yatırılmasının önü açılabilir.
Bu düşünce yalnızca liman yatırımıyla da sınırlı kalmamalıdır. Lojistik merkezler, tarımsal ürün işleme tesisleri, depolama alanları ve yeni sanayi yatırımları da ortak girişimlerle gerçekleştirilebilir.
Mersin'in ekonomik kurumları artık yalnızca sorunları dile getiren değil, çözüm üreten ve büyük yatırımlara öncülük eden kuruluşlar hâline gelmelidir.
Yeni Başkanlardan Ortak Bir Mersin Vizyonu Bekliyoruz
MTSO, MTB, MDTO ve Tarsus'taki oda ve borsalar farklı alanlarda faaliyet gösterse de temsil ettikleri ekonomik hayat birbirinden ayrı değildir.
Ticaret Borsaları tarımsal ürünlerin ve emtia ticaretinin, Ticaret ve Sanayi Odaları üretimin, sanayinin ve ticaretin, Deniz Ticaret Odası ise limanların ve deniz taşımacılığının kurumsal temsilcisidir.
Bu kurumların ortak hareket etmesi, Mersin'in ekonomik geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır.
Yeni başkanlardan beklenen yalnızca devraldıkları kurumları başarılı biçimde yönetmeleri değildir. Kendilerinden önceki yönetimlerin oluşturduğu birikimi koruyarak daha ileriye taşımaları ve Mersin'in ortak geleceğini birlikte tasarlamalarıdır.
Bunun için oda ve borsaların öncülüğünde, TOBB'un, üniversitelerin, yerel yönetimlerin, sanayicilerin, ihracatçıların, lojistik kuruluşlarının ve ilgili kamu kurumlarının katılımıyla Mersin 2050 Ekonomik Vizyonu hazırlanmalıdır.
Bu çalışma yalnızca iyi niyetli temennilerden oluşan bir rapor olmamalıdır. Yatırım öncelikleri, ulaşım bağlantıları, sanayi ve lojistik alanları, finansman kaynakları ve uygulama takvimi belirlenmiş somut bir yol haritasına dönüşmelidir.
Yeni Bir Mersin Mümkündür
Mersin geçmişte coğrafyasının sunduğu imkânları değerlendirerek büyüdü. Önümüzdeki dönemde ise yalnızca coğrafyasına güvenerek büyüyemez.
Yeni dünya ticaretinin koşullarını doğru okuyabilen, üretimle lojistiği bütünleştiren, katma değeri ve refahı büyüten bir ekonomik anlayışa ihtiyacımız vardır.
Mersin'in ekonomik kurumlarında aynı yıl yaşanan yönetim değişimlerini bu bakımdan önemli bir fırsat olarak görüyorum.
Yeni başkanların birbirinden bağımsız başarı hikâyeleri yazması elbette değerlidir. Ancak asıl başarı, birlikte Mersin'in geleceğine yön verecek ortak bir hikâye yazabilmeleridir.
Mersin'in ihtiyacı yalnızca büyüyen bir liman değil; limanıyla büyüyen sanayi, gelişen tarım, çeşitlenen ticaret, artan istihdam ve yükselen toplumsal refahtır.
İki yüz yıl önce küçük bir iskeleden doğan Mersin'i, 2050 yılında Doğu Akdeniz'in üretim, işleme, lojistik ve dünya ticaret merkezlerinden biri olarak görmek istiyoruz.
Yeni başkanların önünde böylesine önemli bir tarihsel fırsat bulunmaktadır.
Devraldıkları mirası büyüterek Mersin'e yeni bir gelecek kazandırmaları, yalnızca temsil ettikleri kurumların değil, bütün Mersin'in ortak beklentisidir.
Mersin'de başkanlar değişti. Şimdi bu değişimi Mersin'in geleceğini değiştirecek ortak bir güce dönüştürmenin zamanıdır. Daha azını gör