“Para için değil, onurum için” diyenin
Dediği:
“Geçinemiyorum!”
“Bizi bu hallere düşüren utansın!”
“Para için değil onurum için!”
“Sakın yaklaşmayın ben bu işten artık vazgeçtim!”
“Vatan sevgimizi kimse sorgulayamaz, ancak açlıkla da cezalandırılamaz.
Küstürmeyin bu fedakar insanları...”
“Sen içimizdeki haykırışlarımızı duyuyorsun Allah'ım.
Devletimizi ve bizleri yönetenler de duysun. Amin.”
Kim dedi;
Adı, Ali Şekeroğlu
Utanmazlık karşısında, onuru adına utanan bir emekli.
Bir evlat, bir baba
Bir vatansever bir Müslüman
Dünyadan geçmek yerine, dünyadan vazgeçmeye düşürülen bir insan
İki nefes arası bir hayatın ikinci nefesi almaktan vazgeçen
Ölümü göz önünde tutmayı bırakıp, ölümü göze alan bir fani…
Öldü demek gelmiyor içimden, sadece sırlandı…
Ne fark eder ki?
Vicdan sahipleri neredeydiniz, neredeydik?
Bilinçli bir vurdumduymazlık, fonlanmış vicdan huzuru ile seyreyliyorduk civarı.
Sahi bu akşam hangi dizi vardı?
Meşhur yarışma bugün müydü?
Piyango bugün mü çekiliyordu?
Çok yoğunuz çok(!)
Yardım derneklerimiz neredeydi?
Geleceklermiş yurt dışındalarmış.
Olsun gelirler!
Bizim etrafımızdaki bu tür vakalardan sorumluluğumuz var mı ola?
“Komşusu açken…”
Bu komşuluk ne kadar mesafe için geçerli?
Bazı alimler otuz kilometre çaptan bahsediyor.
Sorumluluk çapı, görev çapı.
Onlarda abarttıkça abartıyor canım.
Hatta tüm dünya diyecekler neredeyse.
Demişler demişler nerede bir zulüm varsa…
Hah tamam işte ben bilmez miyim malımı.
Derler derler, ooo onlara kalacak olursak neler demezler.
Diyecek çoğu…
Desinler kimin umurunda; dil söyler, gönül umar, kulak duyar, kalp inandığına uyar.
Ah maşeri vicdan!
Vicdan, yapay zekanın onayı
Maşeri vicdan sadece bir algoritma
Yoksa vicdan, ne arasın maşeri vicdan
Vicdan, içimizdeki Allah’ın kürsüsü,
İnsanın damıtılmış hali oysa…
Var mı emin değilim, olanlar da oldukça rafine
Ne demiş,
Mehmet Akif;
“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu
Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu!”
Sorumlusu nerde bu kuzunun?
Sorumluluk için adaletin kılıcı Ömer gerek
Sorumlu ilan etmeye alışık Turist Ömerler’e ne gerek
Ne diyor,
Ali Şekeroğlu;
Yaşayarak intihardı benimki,
Yaşayarak ölmek canlı canlı şimdinin içinde
Ya da cehennemi yaşamak an be an
Herkesle birlikte
Kimse tarafından görünmeden, fark edilmeden, önemsenmeden, dikkate alınmadan
Acı çektiğimi kimsenin fark etmediği, görmediği
Görse bile aldırmadığı
Aldırmadığından fark etmediği
Fark etse bile umursamadığı yaşamdı adeta
Cehennem de böyle bir şey değil mi annem
Acı çektiğinin fark edilmemesi
Sadece acı acı acı
Karşımda darağacı
Kurum kurum kurulmuş
Boynumda yaşamanın acı yaftası
Ruhumda vuslat bestesi…
Olmayınca ben, ne olur derdim
Biliyorum olmaz bir şey
Kimin umurunda
Umarım imrenilir olur yaşamınız
Olmayacağım istemesem de
Olmamamı isteyenlere …
Allah biliyor ya
Seviniyorum sanmayın
Olanların artık acılar, ağrılar, her şey
Olan oldu size bıraktım her şeyi
Gönüllüce
Gönlünüzce yaşayın
Doya doya olmasa da
Masadan kalktım usulca
Ömrüm de usul usul usulcaydı
Bir köşeye atılmış
Rüzgara kapılıp sokağa düşmüş kirli bir elbezi
Görüyorum konuşamıyorum
Görüyorsun bakmıyorsun
Yanımdan geçiyorsunuz dokunamıyorum
Dokunmuyorsunuz
Bana çok dokunuyor
N’olur dokun, dokun acılarıma, dokun omuzlarıma
Omuz ver demiyorum
Omuz ol bitişiğimde
Teselli ver sadece
Bıktım gözlerimle konuşmaktan duy ve anla istiyorum
Zirvesindeyim tahammülsüzlüğün
Gamsız olamamanın gamı var üzerimde
Bilmem ki ne demeli
Kuş ölüyorken kimse uçmaktan bahsetmemeli
Adımlarımı bir mayın tarlasındaymış gibi usulca pürdikkat atarken
Yoruldum, yılların yorgunluğu
Bıkkınlığın birikimi
İçimde ağlayarak yoran
Acı bitmiyor
Vicdanım rüşvet yemiyor
Ben de ister miydim vicdanımı fonlara yatırmayı
Acım azalır mıydı?
Eminim inanın kustururdu beni
Ama acılar içimde kalırdı benle
Acılara şerbetliyim sanırdım
Acı bir şerbetle baş başa kaldım
Dediler ki;
Zaman acıyla büyür, zamanla geçermiş
Yalan!
İnan bana
Geçmiyor acı artıyor
Arttıkça susturuyor
Susturuyorlar…
Demek isterdim ki;
Kalmak zorundayım demek isterdim
Elimde gitmek adına bir şey kalmadı demek
Kalmaktan başka şey
En azından şimdilik kalmak zorundayım demeyi isterdim
Gitmenin cahil cesareti hala yok yüreğimde diyerek
Ama cesaret hep benimle…
Asaletli cesaretim bana kalan tek şey
Onu nasıl bırakırım tek şeyim o
İçimde intihar yorgunluğu
Denedim, ölü bir kalple hayatta kalınır mı
Denedim olmadı…
Denemeye ihtiyaç duymayanlara selam olsun.
Ne demeli;
Bir can yandı, canımızı yaktı
İntihar etmiş olması bizi rahmet dilemekten alıkoymamalı
Sebebiyle yüzleşmeli
Üzerimize düşen sorumluluğumuz varsa ona odaklanmalı
Kendini sıfatlara boğup takdir bekleyenleri uyarmalıyız.
Allah rahmetiyle muamele etsin inşallah.
Akif ne demiş:
“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”
“Hakkı tutup kaldırmak”, zamanı geçmedi mi vakti gelmedi mi?
Demedi demeyin;
Sorumluluklarımızdan vazgeçtik, görevlerimize sırt çevirdik,
Bulamadan kaybolduk
Susuzlukla çürüdük
Duaya başlamadan yorulduk
Cumaları kaçırdık
Kandilleri devirdik
Masa, Kasa ve Nisaya teslim olduk…
Aromalı vicdanlardan kurtulabilmek temennisiyle…
Muhabbetle…
Yavuz KARA