image Ahmet Kemal Tekin
Kumun Hafızası, Kentin Geleceği (2)

Yazı Tarihi : 12.06.2026
 E-Mail :

 

 

Ben çocukken, yaşım epey küçükken annem bizi sahil parkına götürürdü, bu alanlar bizim çocukluğumuzda epey güvenli yerlerdi. Bu parklarda oynar sonra evimize giderdik. Denizin iyot kokusuna alışmam bu çocuk yaşlarımızda başlar. Bu dediğim yaşlarda nereden baksam üç, dört yaşlarını dek iner.

Şimdiki anıtın çevresinde çeşitli eğlence parkları da vardı. Ailemizle bu güvenli alanlara rahatça giderdik, Mersin’in yerlisi olanlar bunları bilirler, bu alanlardaki lunaparkları da bilirler. İnsanların biraz da nostalji merakından olsa gerek zaman zaman bu alanlarda çeşitli düzenlemeler oldu, fakat bir türlü istenen düzen tutmadı. Zamanla bu yerler bir karmaşanın elinde kaldı. Handiyse bu alanlara gelen kişiler pek de güven verici değildi epey bir süre. Hatta güvenli sayabileceğimiz alanlar bile epey tuhaf tiplerin mekanı haline geldi.

Üniversiteye gidip, aradan geçen on üç yıl sonra Mersin’e tekrar geldiğimde, yollardaki yeşil alanlar ve sahilin düzenlemesi epey dikkatimi çekmişti, fakat hâlâ bir tuhaflık vardı. Buralar epey sessizdi hâlâ. İnsan gezerken içinde bir ürpertiyle geziyor gibiydi. Mersin sahili bugünlerdeyse bir şenlik havasında, yazın sıcağına karşın bile.

Sahildeki Babil kavşağından sonra Viranşehir ve onun önündeki sahilse bizim çocukluğumuzda bir güvence alanı gibiydi. Ailemiz portakal, limon bahçelerinden geçip sahile Viranşehir’e gitmemize pek aldırış etmezdi biz çocukken. Babil’de bulunan şimdi yerinde Babil Sitelerinin olduğu alandaki plajaysa gitmekten çekinirdik, yanımızda abilerimiz, ailemiz olduğunda yolumuz pek nadir düşerdi bu plaja. Bir cebimizde lastik sapan bir cebimizde kıytırık bir olta takımıyla gezer dururduk yaz günlerinde bisikletlerle.

Oturduğumuz yer Kale Köy Mahallesinin alt tarafındaydı. Bisikletlerle çıkıp gezdiğimiz bu alanda kuş peşine düşerdik düşmesine de pek bir kuş avlayamazdık. E, öyleyse sahile gitmek gerekirdi, sahile giderdik. O Yıllarda sahilde, Viranşehir’de bir iskele vardı, herkes oraya toplanır balık avlamaya çalışırdı, bunda da pek başarılı olmazdık haliyle çocuk aklımızla, yaz günleri böyle geçer giderdi.

Sahilde o günlerde bir yürüyüş yolu yoktu tabii. O sıralarda Cam Sanayi Lojmanlarının önüne dek bisiklet sürer, sonra geri dönerdik, asma köprüden bisikletimizi geçirir evin yolunu tutardık. Böyle böyle yıllar geçti, yılların içinde bize doğayla iç içe olma, onun önemini kavrama fırsatı oldu şüphesiz bu gezilerimiz, eğlencelerimiz. Belki çocuk aklı, doğayı korumak ne kadar çocuk aklıysa.

Bugünlerde bu yürüyüş yolları olsaydı, çocuk aklımızla nereler dek giderdik bilemiyorum, kesin Muğdat’a dek giderdik, bundan eminim, başımıza bir iş gelir korkusu olsa da keşfetmek fena bir fikir olmasa gerektir. İşte ondan bu yürüyüş yollarını önemsiyorum, en azından aileleri ile çocuklar buralarda gezip Mezitli’nin keyfini çıkarabilecek belki. Deniz Mahallesinde de bir yürüyüş yolu tamamlandı. Şimdi Seymenli Mahallesinde devam ediyor bu çalışmalar Denizin iyot kokusunu dinlenerek içine çekecek insanlar. Keşke bu yürüyüş yollarıÇeşmeli’yi de geçse. En azından insanlar deniz havasını daha düzenli sahillerde içine rahatça çekse.



  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
  GÜNCEL
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 
 
 

 

Mersin Post | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Mersin Post basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA