image Hasan  Gezer
Tohumunu Kaybeden Toprağını Kaybeder

Yazı Tarihi : 8.06.2026
 E-Mail : gezer.hasan@gmail.com

 

 

Geçtiğimiz günlerde Trabzon'da ata tohumları üzerine çalışan Fatih Çolak'ın üretim alanını ziyaret etme fırsatı buldum. Karadeniz'in yemyeşil doğasında gerçekleştirdiğim bu ziyaret sırasında, aslında yalnızca bir üretim alanını değil, geçmişten geleceğe uzanan bir mirası da görmüş oldum. Türkiye'nin iki ayrı ucunu düşünelim... Bir yanda Karadeniz'in yağmurlu yamaçları ve yaylaları... Diğer yanda Akdeniz'in güneşle olgunlaşan bereketli ovaları, narenciye bahçeleri ve seraları... Trabzon ile Mersin birbirinden kilometrelerce uzakta olabilir ancak toprağın dili ortaktır. Üreticinin alın teri ortaktır ve en önemlisi de geleceğe dair kaygıları ortaktır.
Bugün Mersin, Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biridir. Turunçgilden muz üretimine, seracılıktan sebze ve meyve yetiştiriciliğine kadar ülkemizin gıda güvenliğinde hayati bir role sahiptir. Ancak artık tarımda sadece ne kadar ürettiğimizi değil, nasıl ürettiğimizi ve hangi tohumları kullandığımızı da önemsemek ve konuşmak zorundayız.
Çünkü son yıllarda tarımın en önemli meselelerinden biri, yerel çeşitlerin ve ata tohumlarının giderek azalmasıdır.
Pazarlarda gördüğümüz sebze ve meyveler daha iri, daha parlak ve daha dayanıklı olabilir. Ancak birçoğumuz çocukluğumuzda yediğimiz domatesin ve salatalığın kokusunu, kavunun aromasını, biberin gerçek tadını özlüyoruz.

Hibrit tohumlar bilimsel yöntemlerle geliştirilen ve dünyanın birçok yerinde kullanılan tarımsal araçlardır ancak verimlilik arayışı sürerken yerel çeşitlerin korunması ihmal edilmemelidir. Çünkü her kaybolan yerel tohumla birlikte bir bölgenin iklim bilgisi, üretim kültürü ve biyolojik zenginliği de kaybolmaktadır. Bugün dünya yalnızca gıda üretimini değil, biyolojik çeşitliliği de korumaya çalışıyor. Çünkü tek tip üretim arttıkça doğanın direnci azalıyor. Oysa Anadolu, binlerce yıldır oluşmuş eşsiz bir tohum zenginliğine sahip.

Mersin'in köylerinde saklanan yerel bir fasulye tohumu da Trabzon'un yaylalarında korunan bir mısır tohumu da aynı milli mirasın parçalarıdır.
İşte bu nedenle Fatih Çolak'ın yürüttüğü çalışmalar dikkat çekicidir, kıymetlidir, takdir edilesi, teşekkür edilesidir. Ata tohumlarını koruması, çoğaltması ve bunları paylaşması bir üretim faaliyetinden ziyade kültürel bir koruma çabasıdır.

Bu ziyaret sırasında öğrendiğim hoş bir ayrıntı da vardı. Fatih Çolak'ın eşinin Mersinli olduğunu öğrendim. Bir bakıma Fatih Bey bizim yani Mersin'in eniştesi sayılır. Belki de bu yüzden Trabzon'da korunan ve ülkenin dört bir tarafına Fatih Bey tarafından ücretsiz dağıtılan her ata tohumu ile gurur duydum ve yüreğim daha çok ısındı. Karadeniz'in yağmuru ile Akdeniz'in güneşi aynı toprak sevgisinde buluştu sanki. Bu her bir tohumu koruyan insanlara sahip çıkmak zorundayız. Çünkü tarım rekolteye bağlı ekonomik bir faaliyet değil,  tarım kültürdür, kimliktir, hatta bağımsızlıktır. Bu yüzden unutulmamalıdır ki bir millet önce tohumunu kaybeder, sonra toprağını.

Bu nedenle ata tohumlarını koruyan her insan, aslında geleceğimizi korumaktadır.
Karadeniz'den Akdeniz'e  ve tüm ülkeye bu sessiz mücadelenin değerini bilmek ve desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çünkü tohumunu kaybeden, günün sonunda toprağını da kaybeder.



  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
  GÜNCEL
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 
 
 

 

Mersin Post | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Mersin Post basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA