Ahmet Kemal Tekin
Müzik ve Söz ve Oluş ve Fotoğraf
Yazı Tarihi :
29.05.2026
E-Mail
:
Üniversite yıllarımda çevremdeki yakın arkadaşlarım hep müzikle ilgilendiler. Bugün bu arkadaşlarımdan görüştüğüm kadim dostum Selçuk Dalar tabir yerindeyse müziğin profesyonel tarafında, ekmeğini bu uğraşla kazanıyor. Hatta kitabım yayınlandığında onunla bir söyleşi yaptık. Bu söyleşiye internetten ulaşılabilir edebiyat haber sitesinde. Yazı, şiir, müzik, fotoğraf birbirine yakın gibi görünselerde kendi içlerinde, kendilerine ait kuralları olan birer düzenbağı.
Eskiden beri şiirle, müziğin, resimle, fotoğrafın yakın olduğunu düşünürler uzaktan bakanlar bu alanlara. Fakat iş o kadar kolay değil, bugün Photo Shop ve yapay zeka sayesinde resimle, fotoğraf, şiirle, müzik daha da yaklaştı birbirine. Dikkatle incelediğimizde kendine has bir dili olan fotoğrafı resime yaklaştıramayız. Şiirle müziği de. Fotoğrafın belgesel özelliğini, niteliğini bozarsak onu büyülü bir duruma elbette çevirebiliriz, ressamın gizli dünyasına gene de yaklaştıramayız, elbette bunlar fotoğrafın ve resimin gerçek/hakiki boyutuna egemen olmakla ilintili. Eskiden beri söylerler ya, herkes resim yapar ama herkes Picasso olamaz diye.
Her şey değişir kelimesi, bir tek tembeller için geçerli değildir. Onlar da milyon yıl sonunda gene de değişecek ya da her tembel gibi ölecek veya evrim denen kabulle yeniden şekillenecekler. Yapay zekaya karşı olmak şiirin ve fotoğrafın sonunu getirecek mi? Bunu zaman gösterecek, fakat bu hâlâ ne olduğunu kestiremediğimiz bir olasılıklar dünyasında insanın, insan olma özelliklerini hâlâ yapay zeka beceremiyor, evet yetenekli ve eğitimli bir şair, bir ressam, bir şarkıcı neyin yapma, neyin insan elinden çıktığını biliyor. Bu nedenle gerçekten bilgili, gerçekten bilimin içinden gelen, gerçekten doğru soruları soran kişilere gereksinim gün geçtikçe artacak öyle görünüyor. Fakat bu yapay zekayı yalnız nesne olarak kullanırsak, örneğin fotoğrafı çeker Photo Shop’da düzenlersek, sözü yazar herhangi bir yerde alt yapısını tamamlarsak işler değişir, onu bir bıçak, bir keser gibi kullanmış oluruz, ne denli doğuştan sesi ve yeteneği olanlar bunlara itiraz etseler de.
Bundan kaç köşe yazısı önce yapay zekada yazılmış bir şiiri anlayabiliyorum demiştim, evet yapay zekada yapılan, her şeyi yapay zekada yapılan bir hazır nesne için bile doğru kelimeler gerekiyor, bunlar için de gerçekten eğitimli insanlar gerekiyor, işler Roma’da olduğu gibi basitleşecek sanıyordum ama yanıldığımı kabul ediyorum, gerçekten müzik, resim, yazın, fotoğraf bilenler artık daha özgür olacaklar, bilimin her dalı bunları gerektirecek. İşin korkunç yanıysa, eğitimin eskiden daha ucuz olduğunu bilmek insanları köşeye daha çok sıkıştıracak gibi görünüyor, çünkü herkesin bildiğinden daha iyisini yapmak gerçekten çok daha zor olacak. Gerçekten öncüller artacak mı yoksa her şey ucuzladığı için bir cendere içinde sıkışacak mıyız?
Başta bahsettiğim müzik işine değinirsek eskiden beri Pop Rock ve kaliteli pop dinlerim, bazen çok bunalsam da sözlerin olduğu yerden yıllarca şarkı sözü de okudum acaba şiir ile müzik nerede ayrılıyor diye kendime çok sorular sordum. Bunu da bu işlerden anlayanlarla konuştuk epey. Hâlâ da konuşurum bu kişi bir eski dost kadar azalsa da. Şiirde her şeyi biçemince anlatabileceğimin farkındayım fakat iş şarkıya gelince yalnız işin içine duyuların ötesine uzanmakta gerekecek, her şey bir yerde bir şeye dönüşebilir, o şeyi anlatmakta şarkı için epey zor, dönüp dolaşıp lirik olanla, hakiki olanla ve toplumla kendimizi dengeliyoruz şarkılarda, çoğu popüler olan bunların ayrımına çoktan vardı belki, belki de varmadı, sürekli şarkı, şiir yazıldığına, fotoğraf çekildiğine göre, gerçek erek koşullar kendimize ait bir çevre için var olduğumuzu kanıtlamak için var ne de olsa. Her sanat yapıtı bir oluştur değil mi? Bense hâlâ bu sanattan anladığımı iddia edemem. Zaten ve dediğim an yeni bir şey olmadığını biliyoruz gök yüzü altında.