image Hasan  Gezer
Mersin’den New York’a Uzanan Bir Işık

Yazı Tarihi : 28.05.2026
 E-Mail : gezer.hasan@gmail.com

 

 

Bazı insanların hikâyesi sadece kendilerine ait değildir… Bir şehrin bir ülkenin umudu olur.
Bir toplumun vicdanına dokunur.
Ve insanlara birçok olumsuzluk olsa da her şeye rağmen “başarmak mümkündür” duygusunu yaşatır.
Son günlerde ulusal basında yer alan bir haber var, hepimizin yüreğine dokundu.
Anne ve babası Mersinli bir genç kızımız Dolunay Kocabağ, bugün New York sahnelerinde tiyatro oyunlarında, sinema filmlerinde, reklam filmlerinde rol alıyor. Dünyanın kültür ve sanat merkezlerinden birinde sanatını icra ediyor.
Fakat bu hikâyeyi asıl büyük yapan şey yalnızca Türkiye'den New York'a uzanan bir öykü olması değil.
Bu başarıyı anlamlı kılan Dolunay’ın doğuştan yüzde 92 görme engelli olmasıdır.
Hayatın daha başında birçok insanın “zor”, hatta “imkânsız” diyebileceği bir yola doğmuş bir genç kızdan söz ediyoruz.
Ama o, eksik görülen tarafına değil içindeki ışığa odaklanmış.
2012 yılında liseye geçiş sınavında tüm soruları doğru yanıtlayarak Türkiye şampiyonu oluyor…
Robert Koleji’nde eğitim görüyor…
Lise eğitiminden sonra Kanada’da tam burslu üniversite eğitimi alıyor…
Ve bugün New York sahnelerinde izleyicilerin karşısına çıkan genç bir sanatçı olarak alkışlanıyor.
Üstelik Dolunay Kocabağ yalnızca tiyatro alanında değil, sanatın farklı dallarında da kendisini geliştiren çok yönlü bir yetenek…
Küçük yaşlarından bu yana keman çalıyor, piyano çalıyor…
Müziğin evrensel diliyle de insanlara dokunmayı başarıyor.
Çünkü gerçek sanatçı bazen bir sahnede rol yapar, bazen piyano tuşlarında duygularını anlatır, bazen de kemanın tellerinde hayata karşı verdiği mücadeleyi seslendirir.
Dolunay’ın hikâyesi bize, engel çoğu zaman bedende değil, bakış açısındadır;  Bugün sağlam gözlerle hayata bakıp hiçbir şey göremeyen insanlar varken Dolunay Kocabağ sınırlı görmesine rağmen dünyanın çok ötesini görebilmiş bir genç kadın olarak karşımızda duruyor, diyor.
Mersin çoğu zaman limanıyla, narenciyesiyle, deniziyle konuşulur. Oysa bu kentin asıl zenginliği yetiştirdiği insanlardır.
Dolunay Kocabağ'ın annesi başarılı bir bankacıdır, babası çok başarılı bir maden mühendisidir Mersin’in yetiştirdiği o özel değerlerdendir yani.
Belki de bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da gençlere umut verecek gerçek hikâyelerdir… Çünkü yeni nesil sürekli ekonomik krizler, gelecek kaygıları ve umutsuzluk içinde büyüyor. Böyle zamanlarda Dolunay'ınki gibi başarı hikâyeleri toplumun moral kaynağıdır.

Ve burada önemli bir çağrıyı da yapmak istiyorum.
Türkiye’deki yapımcılarımız, yönetmenlerimiz, senaristlerimiz ve sinema sektörümüz Dolunay Kocabağ gibi genç yeteneklere daha fazla alan açmalıdır.
Böylesine güçlü bir yeteneğin yalnızca yurtdışında fark edilmesi yeterli değildir. Bu ülkenin sinema filmleri, dizileri, tiyatroları ve sanat projeleri de kendi değerlerine sahip çıkmalıdır.
Çünkü sanat sadece kusursuz görünen hayatları anlatmaz. Gerçek mücadeleleri, gerçek acıları, gerçek direnişleri anlatabildiği zaman insan ruhuna dokunur.
Belki bir gün onu bir sinema filminde izleyeceğiz… Belki uluslararası festivallerde Türkiye’yi temsil ederken göreceğiz onu…
Ve o gün geldiğinde bir oyuncunun başarısından ziyade bu ülkenin kendi evlatlarına sahip çıkabildiğini de göreceğiz.
Dolunay Kocabağ’ın hikâyesi bazı insanların gözleriyle değil, yürekleriyle gördüğünün çok güçlü bir örneğidir.
Ve bazen bir insanın içindeki ışık, dünyanın en büyük sahnelerini bile aydınlatmaya yeter.
Yolun açık olsun Dolunay…
Mersin ve tüm Türkiye seni gururla izliyor.



  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
  GÜNCEL
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 
 
 

 

Mersin Post | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Mersin Post basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA