image Ahmet Kemal Tekin
İle ve O

Yazı Tarihi : 27.09.2025
 E-Mail :

 

 

Kediler kimi sabahları Güneş doğarken, yüzlerini Güneş’e dönerlermiş, böylece enerji toplarlarmış. İnsanlara da bunu öneriyorlar, sabahları Güneş doğarken, Güneş’e bakarsan gün doğumunu izlersen bedene mutluluk hormonu salgılanırmış, böylece güne daha aktif başlarmış bunu yapan kişi.

Aslında Güneş’e bakmak eski kültlerinde çok kere yaptıkları bir iş, gün dönümlerini hesaplamak, matematik işlemlerinin gelişmesine de neden olmuş. Buradan da çeşitli simgesel bağlar çıkarmış insanoğlu. Yıldızlara da yönelmişler, böylece yıldızları bir şeylere benzeterek çeşitli karma yaratıklarda ortaya çıkmış, biraz da hayal gücünün etkisiyle bunlar insan hayatına yön vermiş. Cinler, periler ve diğerleri İslam sanatında da etkisini korumuş, öyle gösterişli geometrik yapılar ortaya çıkmış ki, eski camilerin minberlerinde bu bezemeler karşımıza çıkar hâlâ.

Büyük yazar Umberto Eco’nun belgeseline denk geldim TRT2’de, hem de birkaç kez izledim bu belgeseli. Birkaç yıl, ay aralıklarla. Eco’yu ilkin Gülün Adı filmiyle keşfettim. Gençlik yıllarımda denk gelen bu filmin yazarını merak ederken Eco denk geldi ve belgesel beni öyle etkiledi ki neden Eco’nun en önemli yazarlarımdan olduğunu anımsadım.

Eco her şeyden önce bir bilim insanı; Göstergebilim ile bakıyor yaptığı işlere, hatta belgeselinde ben “ile” ile “o”yu araştırırım diyor. Bu işaret etmek ve bağlantı kurmak üzerine şekilleniyor demek yaşantısı. Kendiliğinden olan şeyleri de merak ediyor. Örneğin bir insanın tarihle bağı olmasa bile, yaşadığı bir olay onu tarihe bağlayabilir diyor ve bunları yetkin örneklerle anlatıyor. Modern çağlarda da bunları ispatlamak için çok verimli bir alan var: Bu alanda Türkçeye kabul ettiremediğimiz genel ağ denen internet. İnternette pek çok bilgi var ama bu bilgiler neredeyse kişilerin bilgisiyle yoğruluyor, en yalın örneğini de ekşi sözlükte görebiliyoruz, defactodiye de tanımlanıyor bazen bunlar. Elbette bu modern zamanda herkesin haklı olmasını da beraberinde getiriyor, bu büyük çelişki ne yazık ki hayatımızı şekillendiriyor ve Eco böylece “Dünyanın en kötü insanı”nı oluşturuyor kitaplarında

Yalın bir örnekle anlatmak gerekirse işe kötülükten çok “o” nun bağıyla bakarsak; Küçük Prens kitabında; Küçük Prens’in bir gezegeni var ve gezegeninde bir “gül”ü var. Gül ile ilk kez günün ve gecenin oluşunu izliyor, bu onu çok mutlu ediyor, fakat gülün istekleri bir türlü bitmiyor ve Küçük Prens bir yolculuğa çıkıyor. Buradaki ikili anlamı zaten fark etmiş oluyoruz, Küçük Prens’in soruları da zaten kitap boyunca kendine ait dünyayla gelişiyor. Bu kitabın felsefe bölümlerinde birinci sınıflarda okutulması bir rastlantı olmasa gerek, hâlâ okutuluyor mu bilmiyorum, pek de umurumda değil işin doğrusu. Sonuçta belirli bir çoku olan herkes haklı. Bunun en yalın halini siyasi tercihlerde, İsrail’in yaptıklarında da görebiliyoruz. Güneş’e bakarken de bunları mı düşünür insanoğlu, ya gün batımında.



  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
  GÜNCEL
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 
 
 

 

Mersin Post | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Mersin Post basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA